top of page

Otizm hakkında merak edilenler

  • drserhat
  • 18 Eyl
  • 3 dakikada okunur

Otizm nedir?

Otizm, doğuştan gelen ve yaşamın ilk 2 yılında belirtileri ortaya çıkan bir nörogelişimsel bozukluktur. Otizm belirtilerinin şiddeti çocuktan çocuğa farklılık gösterir. Temel belirtileri sosyal–duygusal gelişiminde problemler, dil gelişiminde sorunlar ve tekrarlayıcı davranışlardır.

Otizmli çocuklar, yaşlarına uygun sosyal becerileri sergileyemezler. İlk 1 sene kazanması beklenen, göz teması kurma, gülümsemeye gülerek yanıt verme, ismi çağrılınca dönüp bakma ve basit taklide dayalı etkinlikleri yapma (cee-e oyununu oynama bye-bye yapma, vb.) gibi becerilerin yeterince gelişmediği veya olmadığı görülür. İki yaşında dil gelişiminin yeterli olmadığı, basit kurallı oyunlar oynayamadığı ve yaşıtlarına yeterli ilgi göstermediği durumu vardır. Üç yaşında karşılıklı senaryolu oyunlar oynayamaz. Kendi ilgilendiği aktiviteler dışındaki dış dünyaya karşı umursamazdırlar ve yalnız olmayı tercih ederler. Yetişkinlerin ve yaşıtlarının ilgisini çekmeye isteksizdirler. Karşı tarafın hangi duygular hissettiğini anlamakta ve yorumlamakta zorlanırlar. Yaş büyüdükçe yetersiz olduğu alanların bir kısmında gelişmeler görülebilir.

Otizmli çocukların dil gelişiminde, baştan itibaren önemli bir yetersizlik vardır. Ailenin dikkatini ilk çeken belirti genelde konuşmanın gecikmesidir. Hiç anlamlı kelimesi ve cümlesi olmayabileceği gibi, az sayıda çocukta başta az sayıda kelime ve kısıtlı cümleler varken 1-2 yaş arasında bunlar kaybolabilir. Normalde bir çocukta bir yaşında anlamlı kelimeler, iki yaşında da en az iki kelimelik cümle beklenirken bu çocukların önemli bir kısmında görülmez. Kısmen dil gelişimi olanlarda, söylenenleri tekrarlama (ekolali), zamir karıştırma, bazı cümle kalıplarını tekrarlama sıktır. Sıklıkla ilgi duydukları konularda ve mekanik bir sesle konuşma görülür.

Parmak ucunda yürüme, el çırpma, kol çırpma, sallanma, dönme vb. gibi stereotipi denilen bedensel tekrarlayıcı hareketler genelde eşlik eder. Ayrica takıntı düzeyinde ilgi alanları, oyunlar ve oyuncaklar görülebilir. Tekrarlayıcı İlgiler ve takıntılar örneğin; sürekli aynı oyuncakla tekrarlı oyunlar oynama, bazı objelere takıntı düzeyinde ilgi görülebilir.

 

Otizm ne sıklıkta görülür, son dönemler sıklığı arttı mı?

Otizm, günümüzde rastlanan en yaygın nörogelişimsel bozukluklardan biri olup ,2006 yılında her 150 çocuktan 1’i otizm tanısı alırken, 2025 yılında her 31 çocuktan 1’inin aldığı kabul edilmektedir. Bu sıklıkta ki artışın toplum tarafından otizmin daha iyi tanınması ve anne baba olma yaşının ilerlemesi ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Erkek çocuklarda kız çocuklarına göre daha yaygındır.


Otizmin nedeni nedir?

Otizmin temel sebebin genetik faktörler olduğu söylenebilir. Ancak bu alanda çalışmalar halen devam etmektedir. Beynin belli bölgelerinde işlev farklılığını gösteren bulgular vardır. Otizm ile ilişkili 1000 kadar ayrı gen saptanmıştır. Genlerin doğrudan etkileri olabileceği gibi gen-çevre etkileşimi ile de (epigenetik) otizme yol açtığı düşünülmektedir. Çevresel risk faktörleri arasında ileri anne baba yaşı, çevre kirliliği, obezite, gebelikte bazı ilaçların kullanımı ve gebelik döneminde yoğun stres gibi faktörlerin rolü olabileceği düşünülmektedir.

 

Aşılar, besinler, TV/ telefona aşırı maruziyet izleme, barsak geçirgenliği, ağır metaller otizme neden olabilir mi?

Otizm, tüm ırk, etnik grup ya da sosyokültürel statü gruplarında görülebilir. Ailenin yaşam biçimi, gelir durumu ve eğitim düzeyi ile otizm arasında bir ilişki yoktur. Otizmin nedeni tam olarak aydınlatılamadığı için birçok faktörün otizme sebep olduğu ileri sürülmüştür. Aşıların otizm ile ilişkisinin olmadığı kesin olarak gösterilmiştir. Ayrıca aşı dışındaki diğer hipotezler de fazla kabul görmemiştir. Bu hipotezleri destekleyen yeterince veri yoktur. Buna karşın, topluma olan ciddi etkileri nedeniyle araştırılmaya devam edilmektedir.

 

Çocuklara otizmin tanısı nasıl konur?

Otizm tanısı alanında uzmanlaşmış çocuk ve ergen psikiyatrisi hekimlerince konur. Bebeklik ve küçük çocukluk döneminde ya da belirti şiddeti hafif olgularda tanı koymak uzun ve kapsamlı bir eğitim ve deneyim gerektirmektedir. Otizm tanısı için ADOS ya da ADI-R adı verilen klinik görüşmeler kullanılsa da klinisyenin bilgi ve deneyimi en önemli faktördür. Otizm tanısı için gerekli herhangi bir labaratuvar ve görüntüleme yöntemi henüz bulunmamaktadır.

Otizmin tedavisi nasıldır?

Erken tanı sonrası başlanan iyi yapılandırılmış, yoğunlaştırılmış özel eğitim programları otizmin belirtilerinde gerilemeye neden olacaktır. Bu programlar ailelerin de evde uygulayabileceği nitelikte olmalı ve özellikle aile bireyleri programın önemli bir parçası olmalıdır. Çünkü otizmli çocukların uyanık oldukları tüm saatlerde öğrenmelerine zaman ayırmak gereklidir. Gereken olgularda konuşma terapisi mutlaka uygun yaşta başlamalıdır.

Nörofeedback, hiperbarik oksijen, ağır metalden ayırma gibi yöntemlerin etkinliği bulunmamaktadır. Bazı durumlarda çocuk psikiyatrisi hekimlerince önerilebilecek ilaç tedavileri olumsuz davranışları ve eşlik eden diğer sorunları düzeltmede yardımcı olabilir. İlaçlar çocuğun yaşına göre seçilmelidir.

Özel eğitim proğramları özel eğitimciler tarafından yapılmaktadır. Özel eğitimi sürdüren bu çocuklar belli aralıklarla (2-3 ayda bir) konunun uzmanı bir çocuk psikiyatrisi hekimi tarafından değerlendirilmelidir. Hem klinik gidişatın değerlendirilmesi hem de beslenme sorunları, uyku bozuklukları, tuvalet eğitimi, öfke patlamaları, hiperaktivite, depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, kaygılar, fobiler, tikler gibi sıklıkla beraber görülen sorunların tedavisi için düzenli görüşmeler önemlidir. Bu eşlik eden problemlerin çözümü otizm tanısı olan çocukların yaşam kalitesini artırır, öğrenme ve eğitim süreçlerine de belirgin katkı sağlar.

Otizmde en önemli yanlış nedir?

Belirtilerin kendiliğinden gerileyeceğini düşünüp beklemektir. Şüphe varsa erken tanı ve etkin tedavi yöntemlerinin başlanması çok önemlidir.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Çocuk ve Ergenlerde Dikkat Eksikliği

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Nedir? DEHB; dikkat eksikliği/dağınıklığı, amaçsız hareketlilik ve dürtüsellik ile...

 
 
 

Yorumlar


bottom of page